8 Aralık 2010 Çarşamba

İstanbul Yazıları,,

"örgütlenmemiş toplumlardaki bilinçli insanlar sadece eleştirirler."

                                                                          doğan kuban




*doğan kuban'ın kitabına bakarken onun tam da arkanda olduğuna şahit olmak olsa olsa istanbul'da olur. soğukluğum tuttu. gidip de konuşmadım. kitabın sayfalarını çevirirken kitap satıcısının yanıma gelip, kitabın yazarıyla tanışmak ister misiniz sorusuna 'hayır' diye cevap verdim:) sonra gittim.

1 Aralık 2010 Çarşamba

dertli bi gündü.

'g.h. hardy' kadar şanslı değilim.
ben olsam olsam 'ramanujan' gibi olabilirim diyordum,
o da olmadı.
son olarak,

şu,
okunmalı:


Not:kitapta geçen her 'matematikçi' kelimesinin yerini kendi mesleğiniz ile doldurarak tabi:)

21 Ekim 2010 Perşembe

trende..

..tren dürer'in melancolia'sını genelleştirir; bizi terk eden bu şeylerin dışında kalmak; bu şeylerden yoksun kalmak, perspektifin an ve an değişimlerinin kütleleler arasında meydana getirdiği hareketten başka bir hareket bilmezler; tüm bilebildikleri bir göz yanılsamasıyla gerçekleşen dönüşümlerdir. benim gibi onlar da yer değiştirmezler; bu sabit şeylerin kendi aralarında kurdukları ilişkileri düzenli ve sürekli olarak bir çözüp bir bağlayansa sadece bakışlardır. vagonun penceresi, görmeye imkan veren ve ray da geçmeyi sağlayandır. bunlar ayrılığın birbirini tamamlayan iki halidir. dokunamazsın. ne kadar çok görürsen o kadar az tutabilirsin. 

trende..
de carteau, m. (2009) ''hem gemi hem hapishane'' gündelik hayatın keşfi, dost kitabevi, istanbul, sf.211

16 Ekim 2010 Cumartesi

Yağmurlu bir frankfurt öğleden sonrası

Pink Martini la soledad’ı söylerken ayşe’nin gözlerinden anılar süzülüyordu. Bazen de ağzı kulaklarına yaklaşıyordu.
Nemli bir yağmur sonrası güneşinde, bölümün önündeki o oturma yerine sırtını kolona yaslayarak oturmayı hayal ediyordu. Dudağında sigarası, bağcıkları çözülmüş botlarıyla...
bu belki de mathilda etkisiydi...

21 Eylül 2010 Salı

Corbü'nün güldürdüğü anlar:)

''Birer Fas halısı gibi renk renk boyanmış, koca koca ve sayısız paftalar sunmamıştım;
yalnızca iki çizim, daktilo kağıdı boyutunda 15 şema ve 30 sayfalık bir rapordan oluşuyordu..''


Le Corbusier, Mimarlık Öğrencileriyle Söyleşi.

Corbü'de bu yollardan geçmiş mi?

Asıl zorlukların farkına eğitiminiz bittikten sonra varacaksınız. 
Buluş gücü, saflık ve nitelikliliğin (ki bunlar kişinin yapısına bağlı erdemlerdir) ürünü biçimlendirdiği bir mesleğe sahip olduktan sonra,
bu kez de kendini beğenmişliklerle, açgözlülüklerle ya da en azından rekabet engelleriyle dolu bir yaşama atılmış bulacaksınız kendinizi.
İşte o zaman yazgınızın tek belirleyicisi sizsiniz ve artık yalnızsınız.
Diplomanız, devletin dağıttığı bir pastanın dilimleri üstünde size hiç bir hak sağlamaz.
Kuşkusuz bizi ilgilendiren konudan, mimarlıktan söz ediyorum.
Onun dışında rahatlıkla ''iş yapabilir'' ve ''başarılı'' olabilirsiniz.


Le Corbusier, Mimarlık Öğrencileriyle Söyleşi.